tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Mayıs 2013 Perşembe
THE GUNS AT LAST NIGHT by Rick Atkinson
Degerli Yayıncılarımız;
Rick Atkinson'un Liberation üçlemesinin son kitabı THE GUNS AT LAST LIGHT: The War in Western Europe, 1944-1945, hakkında harika bir haber aldık: Eser NY Times Çok Satanlar listesine 1 numaradan giriş yaptı. İnanın kitabın bir hafta önce piyasaya çıktığını düşünürse başlangıç olarak ilk haftasında satışları çok güçlü.
Hakları İtalya'da Mondadori ve İngiltere'de Little, Brown yayınevlerine satıldı.
Burada Liberation Trilogy'nin web sitesi, övgü ve ekstra malzemelerin yanı sıra ilerde bu dizi için düzenlenecek etkinliliklere dair linki veriyorum: http://liberationtrilogy.com/
Herhangi bir sorunuz varsa ya da daha kitapları görmek isteyen yayıncılarımız varsa bana bildirir misiniz?Bu kitabın ve dizinin diğer iki kitabının çok uzun olduğunu biliyorum, ama yazar bu üçlemenin yayınlanmasını teşvik amacıyla kendi izniyle kitaptan bazı kesintilerin yapılabilmesine izin veriyor.
İlgilenen yayıncılarımıza duyurulur.
Bu kitabın Türkçe Tanıtımı İçin Tıklayınız;
29 Mart 2013 Cuma
Colin Woodard:PIRATES OF THE CARIBBEAN
Başrolünde John Malkovich oynayacak. Daha fazla bilgi için bu linki okuyun;
KARAYIP KORSANLARININ VE ONLARI ALAŞAĞI EDEN ADAMIN ŞAŞIRTICI AMA GERÇEK HİKAYESİ
On
sekizinci yüzyılın başlarında, Korsan Cumhuriyeti Karasakal, "Kara
Sam" Bellamy, ve Charles Vane da dahil olmak üzere bazı büyük korsanlara ev
sahipliği yapmıştır. Kendi
korsanları başta olmak üzere-eski denizcilere, sözleşmeli hizmetkarlara ve
kaçak kölelere- kendi bölgelerinde hizmetkarların serbest bırakıldığı, zencilerin
de beyazlarla eşit haklara sahip olduğu, liderlerinin seçimle başa geldiği, Bahamalarda
farklı bir demokrasi kurdu. Ticaret yollarını kesip, köle gemilerini
sınırlarından içeri sokmadılar, ve Avrupa’dan kopmuş, kendi Yeni Dünya
imparatorluklarını kurmuş bir Cumhuriyet olarak, kısa, görkemli ve bir süre
için başarılı bir yönetim sergilediler..
16 Kasım 2012 Cuma
Rick Atkinson
Rick Atkinson'un
İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'daki Müttefik
Kuvvetler hakkında
kaleme aldığı
alkışlanan Liberation(Kurtuluş) Üçlemesine
GUNS AT LAST NIGHT
kitabıyla
Muhteşem Final!
Rick Atkinson'un, The Liberation üçlemesinin son kitabı GUNS AT LAST LIGHT 2. dünya savaşı sonunda müttefiklerin Nazizme karşı zaferini konu ediyor. Batı Avrupasının tarihçesini D-Day'den başlayıp, Nazi Almanyasının teslim oluşuna kadar anlatıldığı, bu üçlemenin en son kitabı, Atkinson'un en populer kitaplarından biri olacak.
Bu yirminci yüzyılın rakipsiz destanında: Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin şaşırtıcı bir bedel karşılığında Hitler'i mağlup ederek Avrupa'yı özgürleştirmesi anlatılıyor. Yazarın çok satan Kurtuluş Üçlemesinde(Liberation Triology), üçlemenin ilk iki cildi olan AN ARMY AT DAWN ve THE DAY OF BATTLE'da, Rick Atkinson, Amerikan liderliğindeki koalisyonun zafer eşiğine, Kuzey Afrika ve İtalya ile nasıl mücadele ederek geldiğini anlatıyordu. Şimdi de savaşın en dramatik öyküsünü-Batı Avrupa'nın kurtuluş mücadelesini anlatıyor.
D-day "Deliverance Day" yani Kurtuluş Günü anlamına geliyor. 6 Haziran 1944'teki Normandiya çıkarması bir anlamda 2'nci Dünya Savaşı'nın bitişini ve Avrupa'nın Hitler rejiminden kurtuluşunu sembolize ediyor. Bu kitapta Normandiya'daki en kanlı savaşı, Paris'in kurtuluşunu, Market Garden harekatını, Bulge Savaşını gerçekleştiren müttefiklerin en sonunda 3. Reich'in tam kalbine dayanışını anlatıyor-Bütün bu tarihsel olaylar ve daha yeni malzeme ve karakterle okuyucuya büyüleyici bir tarih zenginliği ile anlatılyor.
Bu anıtsal üçlemeyle ilgilenen yayıncılarımızın dikkatine.
4 Haziran 2012 Pazartesi
Charlie Schroeder: MAN OF WAR
İnceleme ve başvuru bilgileri ...
Sizlerle eser hakkında Kirkus reviewda çıkan yorumu Turkçe çevirisiyle paylaşmaktan memnunum.
Tarihi canlandırmaların çılgın dünyası hakkında " eğlenceli ve anlayışlı bir anı."
Los Angeles'ta yaşayan, yazar, radyo yapımcısı ve aktör Schroeder, güncel olaylar ve modern yaşamın etkinliğini hiç bitmeyen akışına kendini kaptırıp, tarihi konuları yazılarına konu etmiyordu. Ancak, onun bakış açısı Romalılar, Vikingler, İç Savaş ve Devrimci Savaş askerleri olmak üzere 75 özellikli gruptan oluşan ve " Tarihteki Batı Mississippi'nin çok kültürlü yaşam öyküsünü anlatan," bir programa katıldıktan sonra değişti. Bu programa katıldıktan hemen sonra Schroeder, "Ben geçmiş hakkında bilgiyi üç boyutlu, etkileşimli bir şekilde edinmeyi muhteşem buldum," diye yazdı. "Bir dönemi çok seven ve kendini o dönemde yaşayan insanlar gibi giyinmek zorunda hisseden insanlara sorular sormak." Yazarın bu merakı, katılımcılara o dönemi tanımlayan bir canlandırma dünyasına, ve onun "canlı, eksantrik altkültürünün " yapısına kadar uzadı. Eski zamana yolculuk ettik. "Yaptığı heyecan verici seyahatler sırasında acele Schröder, bir Fransız ve Hint savaşının yeniden sahnelenmesi sırasında, eski bir kaledeki bir kanonu yaktı; St Lawrence nehrinde 1700'lerin yaşam deneyimini canlandırmak için büyük ahşap bir teknenin küreklerini çekmeye yardım etti; Bir Nazi gibi giyindi; Vietnam savaş oyununda gönüllü bir radyo operatörü oldu; Florida 'daki İç Savaşı tekrarladılar. On binlerce mil seyahatle, konu üzerine düznelerce kitap okuduktan sonra, 10'dan fazla dönemin yeniden canlandırdı-Los Angeles'da bile bir tarihsel canlandırma düzenlediktan sonra- o savaş hakkında çok az ama Amerikan tarihi ve çağdaş Amerika hakkında çok şey bildiğinin farkına vardı.
Man of War: My Adventures in the World of Historical Reenactment
Hudson Street Press/Penguin, June 2012. North American.
Arkansas'da, mancınık ve surlarla çevrili tam ölçekli bir Roma kalesi vardır.Colorado'da, yaklaşık yüz erkek Nazi üniformalarıyla Stalingrad savaşında çarpışıyor. St Lawrence Nehri üzerinde, özel tarih meraklılarından oluşan bir grup ise normal yürüyüşlerinden daha yavaş- yürüdükçe bol bol terleyen ve bir kitap anlaşması yaptığı güne lanet eden yazar Charlie Schröder ile-birlikte . Man of War'ın yazarı tarihi yeniden öğrenmek isteyen sıradan insanları değişmez bir yolculukla mecazi bir geziye çıkartıyor. Okuyucuları ile birlikte Charlie Schroeder tarihi bir canlandırmanın kendine özgü dünyasına paldır küldür atlar.
İlgilenen yayıncılarımıza duyurulur
11 Mayıs 2012 Cuma
ORDERLY AND HUMANE: The Expulsion of the Ethnic Germans after the Second World War
Eser II: Dünya savaşından sonra sınırdışı edilen etnik Almanları konu ediyor. Çoğumuz Polonya ve Çekoslovakya'da yaşayan Alman nüfüsunun Almanya'ya ihraç edildiğini genel olarak biliyoruz. Ancak bugune kadar gerçek tarihi veriler elde edilemediği için bu sınırdışı edilmelerin boyutunun ne kadar büyük olduğunu kestiremiyorduk.The Expulsion of the Germans bütün bu rahatsız edici hikayeyi tüm gerçekliğiyle anlatan ilk kitap olacaktır.Savaşın sonuna yaklaşılırrken, Müttefik güçler Orta Avrupa'daki Alman popülasyonlarını sınır dışı edilme planları yaptı-oysa o topraklardan sınırdışı edilen Almanlar, asırlardır o topraklarda yaşıyorlardı.Bu zoraki göç sırasında 12 ila 14 milyon kişi yaşadıkları ülkelerden zorla çıkarıldı,üstelik gelişigüzel bir şekilde, bu göç sırasında yaklaşık 1,5 milyon kişi yaşamını yitirdi.En şaşırtıcı olanı ise bu göçlerin Soykırımın alt yapısına dayandırılarak yapılmasıydı-Yahudi halkını doğuya taşımak için kullanılan sığırların çektiği arabalar bu kez Almanları batıya taşıyordu. Yahudi savaş esirlerinin kaldığı kamplar bu kez Almanları ağırlıyordu.
Orijinal araştırmalara dayanarak yazılan The Expulsion of the Germans, bu olağan üstü konuyu başlangıcından, yürütülmesine,bu olayın tarihi yankılarından, etnik temizlik için emsal teşkil edişine kadar tarihin derinlikleriyle inceliyor. Eserle ilgilenen yayıncılarımıza duyurulur.
17 Şubat 2012 Cuma
Kevin Smith: Bilge Rat üçlemesi
İngiliz Kraliyet Gemisi Bounty'deki asilerin, Oliver Twist ile Karayip Korsanlarının gemideki asilerle karşılaşması. Kevin Smith, bu muhteşem üçlemeyi hazırlayabilmek için birkaç yılını harcamış, bir Fortune 100 şirketinde çalışmış eski bir küresel pazarlama yönetmeni. Inanılmaz ayrıntılı ve tarihsel doğruluğu ile yazılmış bu eserlerde, Smith sinema ve merhandising haklarını sattı.
Aralık 2012 ABD’da ilk baskıya girecek.
İlgilenen yayıncılarımıza duyurulur. Bu eserin ajansı Londra Kitap Fuarına katılıyor. Onlarla tanışmak ve randevu almak isteyen yayıncılarımızın bana müracaat etmelerini rica ederim.
7 Ocak 2012 Cumartesi
David Snodin: Iago
Eser, William Shakespeare'in Othello Trajedisinden ilham alınarak
yazılmış bir roman. O nedenle once sizlere trajedinin kendisini kısaca
ozetlemek isterim;
Kıskançlık nedir?.. Bir düşünün...
Kıskançlık duygusu, seven bir insana neler yaptırabilir?
Sevgiliye hediye edilen küçük bir mendil, namus simgesi olabilir mi?
Kıskançlık duygusu, aşk ve sevgiyi yok edecek kadar güçlü müdür?
Kıskançlık duygusu, âşığın gözlerini kör edip ona her türlü kötülüğü
yaptırabilir mi?
Kıskançlık duygusu, sevdiğiniz insanı boğarak öldürecek kadar sizi
vahşileştirebilir mi?
Sevdiğiniz bir insanın ihanet ettiği kuşkusu sizi ne kadar derinden yaralar?
David Snodin'in Iago adli eserinde ise Shakespeare'in Othello'sunda
herşeyi birbirine katan, olayı kan gölünü çeviren kötü adamı Iago'yu
konu alıyor ve okuyucuyu Shakespeare'in Otello'sunun bittiği yerde
başlayan unutulmaz bir maceraya götürüyor.
Aşk acısı çeken, geçmişte yaptıklarından ötürü azap duyan,
Shakespeare'in en karmaşık ve en kötü kahramanı, bu romanda muhteşem
bir anlatımla karşımıza çıkıyor. Romanda iki ezeli düşman karşı
karşıya geliyor.Biri Venediğin en güçlü adamlarından olan ve
Desemona'nın babası Branbatio, diğeri ise cinayetle suçlanan Çavuş
Iago. Moor olarak bilinen Kıbrıs valisi ve onun güzel genç eşi
Desdomona'nın cinayetiyle suçlannınca Kıbrıs'tan kaçan Iago,
İtalya'nın en büyük şehrinde engiziyon mahkemesi başkanı olan ve II
Terrible olarak da bilinen Annibale Malipiero nun karşısına
sorgulanmaya çıkarılır.
Malipiero, sorgulama sırasında mahkumlara meslektaşlarının yaptığı
işkenceden nefret etmektedir. Onun asıl saplantısı kötülüğün doğası
ile ilgilidir. Bir adamı katil kılan, o dürtünün ne olduğunu bulmaya
özlem duymaktadır? Iago yalnızca bir psikopat mıydı? Malipiero,
Iago'ya işkence etmekle aradığı soruların cevabını alamayacağını
biliyordu. Ama belki de gerçeği öğrenmenin daha cüretkar ve
alışılmadık başka bir yolu olabilir miydi. . .
Iago, coşkulu, yaratıcı, heyecan verici, karmaşık, zengin ve
eğlenceli, Shakespeare hayranlarını büyüleyecek.Tarihi roman seven
herkese hitap eden bir kitap. Iago, yepyeni bir edebi sesin ortaya
çıkmasına işaret ediyor. İlgilenen yayıncılarımıza duyurulur.
Kitapta çok kısa bir bölüm halinde Osmanlılardan da soz ediyor.
Osmanlı donanmasının Kıbrıs'a yaklaştığı haberi alınınca, Venedikli
bir senatörün dediği gibi, 'Türkler için Kıbrıs'ın önemi'
bilindiğinden, Desdemona ile yeni evlenen Othello, adayı savunmak
üzere hemen oraya gönderilir. Ne var ki, Shakespeare'in amacı, 1570'te
İkinci Selim'in Kıbrıs'ı Venediklilerin elinden almasıyla sonuçlanan
tarihsel olayı anlatmak değil, Othello'nun böylesi önemli bir göreve
atanacak kadar büyük bir komutan olduğunu belirtmektir."
Othello ile ilgili kısa bir not;
Othello oyununda "aşk" teması da önemlidir. Mağripli zenci bir komutan
olan Othello ile Venedikli bir soylunun kızı olan Desdemona arasında
yaşanan, ihanet kuşkusu yüzünden cinayet ve intiharla sonuçlanan acı,
hüzünlü, trajik bir aşktır bu. Desdemona melek kadar saf, iyi kalpli
bir kızdır. Venedik'in soylularından Sinyor Brabantio'nun kızıdır.
Barabantio, sık sık evine çağırır Mağripli zenci komutan Othello'yu.
Katıldığı savaşları, başından geçen tehlikeli olayları anlatmasını
ister ondan. Genç bir kız olan Desdemona da büyük bir heyecanla dinler
Othello'yu, başından geçenler yüzünden ona acır. Othello, genç kızın
hayallerinin kahramanı oluverir. Desdemona, maceralarını dinlediği,
başına gelenlerden dolayı acıdığı bu komutana gönlünü kaptırır. Bir
gece Desdemona gizlice evden kaçar, Othello ile evlenir.
Desdemona Venedikli beyaz bir kızdır. Soylu bir ailesi vardır.
Desdemona'yı Venedik'in soylularından, zenginlerinden pek çok kişi
istemiş, fakat o hiçbiriyle evlenmeyi kabul etmemiştir. Yüreğinin
sesini dinlemiş, her türlü zorluğu göze almış, kendi soyundan olmayan,
kendinden yaşlı, zenci bir komutanla evlenmiştir. İnsan birine
gerçekten âşık olursa, tutulursa, hiçbir şeyi umursamaz, hiçbir şeyden
korkmaz. Âşığın gözü karadır. Tek bir arzusu vardır: Sevdiğine
kavuşmak. Desdemona da öyle yapar, ne toplumun baskısına ne de
babasının karşı çıkmasına boyun eğer. Kalbinin sesini dinler,
sevgisine güvenir. Senato salonunda babasını sevip saydığını ancak,
bundan böyle kocasını daha üstün tutacağını söyler. Othello, Düka
tarafından Osmanlı saldırısına karşı Kıbrıs'ı korumakla
görevlendirilir. Desdemona bu ayrılığı göze alamaz, kocasının yanında
Kıbrıs'a gitmek için Düka'dan izin ister. Düka'nın karşısında
Desdemona'yı konuşturan güç, aşktır elbette. Gerçekte Kıbrıs'a gitmek
demek, Venedik'teki rahat yaşantıyı geride bırakmak, savaşa gitmek,
ölüme koşmak, kısaca canından geçmek demektir. Desdemona için
sevdiğinden ayrı rahat ve huzur içinde yaşamaktansa, sevdiği insanın
yanı başında can vermek daha üstündür.
Shakespeare bu oyununda "ırkçılık" teması üzerinde de önemle durmuş,
dört asır önce Venedik toplumunda zenci insanların sırf renklerinden
dolayı aşağılanmasını eleştirel bir yaklaşımla yansıtmıştır. Bir
insandan sırf derisinin renginden dolayı nefret etmek, büyük bir
saçmalıktır. İnsanlar yaptıklarıyla, davranışlarıyla, kişilikleriyle
değer kazanırlar. Venedikli bir soylu olan Sinyor Brabantio, kızıyla
evleninceye kadar yiğit komutan Othello'yu çok sever, ona saygı
gösterir. Ancak iş kızını vermeye gelince, sevginin yerini nefretle
karışık bir aşağılama duygusu alır. Komutan Othello'nun tek suçu zenci
olmasıdır. Eğer bir zenci değil de beyaz bir Venedikli olsaydı,
Brabantio'nun çok sevdiği, saygı gösterdiği bir damat olması işten
bile değildi. Othello, kendisini Venedik halkına adamış, yıllarca
Venedik devleti için savaşmış, canını hiçe saymış, kahraman bir
komutan olmasına rağmen Brabantio'dan çok ağır, çok aşağılayıcı, kin
ve nefret dolu laflar duyar. Bir zenci olduğu için beyaz bir kadınla
evlenmeye hakkı yoktur. Bu durum, yiğit Othello'nun çok ağırına gider.
Oyunun en kötü kişisi olan Iago, Othello'nun zenciliğini kötü yönde
kullanır. Desdemona gibi beyaz, genç ve güzel bir kızın kendi soyundan
bir erkekle değil de Othello gibi zenci biriyle evlenmesinin insan
doğasına aykırı olduğunu, bir süre sonra kendi ırkından beyaz bir
erkeği canının çekeceğini söyleyerek komutanını huzursuz eder.
Venedik'in en soylu ailelerinden Senatör Brabantio'nun güzeller
güzeli, melek huylu, gencecik kızı Desdemona ile Othello'yu birbirine
bağlayan sevdanın bir felaketle sonuçlanmasının tek nedeni,
Othello'nun, Iago'nun kara çalmalarıdır. Gizlice kıyılan nikah açığa
çıkınca, çevredekilerin gösterdikleri tepki, Othello'yu sarsmış,
yaralamıştır mutlaka. Çünkü Othello, Venedik'in hizmetinde çalışan bir
yabancıdır, Desdemona'dan çok daha yaşlıdır ve en önemlisi, bir
zencidir. Othello aynı zamanda yiğittir, soyludur. Ataları arasında
krallar olan ünlü bir askerdir. Devlet tehlikeye düşünce, Venedikli
bir komutan değil, Othello gönderilir Kıbrıs'a."
Oyunda üzerinde durulan diğer bir tema ise "aşırı güven duygusunun
zararları"dır. Othello, çavuşu Iago'ya aşırı derecede güvenir, onun
namuslu ve dürüst bir insan olduğuna inanır. Iago, Othello'ya
karısıyla ilgili iğrenç yalanlar söyler. Iago'nun yalan söyleyeceği,
Othello'nun aklının ucundan geçmez. Söylediklerinin doğru olup
olmadığını araştırmaz. Othello, Iago'ya duyduğu aşırı güvenin bedelini
çok ağır öder: Çok sevdiği karısını boğarak öldürür, sonra da intihar
eder.
2 Ocak 2012 Pazartesi
Peter J. Abadie:Green in Judgment, Cold in Blood
Eserin, kahramanları tamamen gerçek hayattan alınmış, tarihi bir
roman. Amerikan ordusundan emekli olacaki Gus Eckart, General Pierre
Dubois'in hayatında karşılaştığı en iyi keskin nişancıdır. Dubois'e
Fidel Castro'yu öldürme görevi verildiğinde, Dubois, Gus'ın
emekliliğini geciktirerek ona bu görevi verir. Suikastın Domuzlar
Körfezinde yapılması amaçlanmaktadır. Ancak planları ters gider .
Keskin nişancı Gus yakalanmıştır ve Kübada bir hapishanede korkunç
işkence görmektedir. Üstelik, ülkesi ve başkanı tarafından
unutulmuştur. DuBois ise Kennedy yönetiminin malubiyetine katlanmak
zorunda kalmıştır. Bu ustalıkla araştırılarak yazılmış romanı yazar
Peter J Abadie Kennedy'in başkanlık dönemininden , cinayetine kadar
geçen süreyi ve hatta neden cinayete kurban gitmiş olabileceğini makul
gerekçelerle sıralar. İlgilenen yayıncılarımızın bana haber
vermelerini rica edeirm. Saygilarimla
23 Kasım 2011 Çarşamba
Tom Ramstack: Shock To Conscinece
Ödüllü gazeteci
ve avukat Mr. Tom Ramstack’ın 1973’de İspanya’da başından geçen bir olay. O
zaman, o Madrid ve Valladolid’de talihsiz bir yurtdışında programına
katılan 17 yaşındaki Amerikalı bir öğrenci idi. Altı ay sonra ülkesine
döndüğünde İspanya Kralı Juan Carlos, Başkan
Nixon ve Sovyet Askerlerinin içinde bulunduğu uluslararası
bir olayın merkezi olmuştu.
Daha yakın zamanlarda, kendi yaşam deneyimlerine dayalı, A Shock To The Conscience adlı genç yetişkinlere yönelik kaleme aldığı yüksek aksiyonlu 17 yaşındaki bir Amerikalı’nın İspanya’ya değişim programıyla gitmesinin ardından İspanya kraliyet prensi, Başkan Nixon ve Soğuk Savaşın
doruğunda Sovyet askeri ile ilgili uluslararası bir olayı gerilim romanı
şeklinde yazdı. Yaklaşık 108.000 kelimeden oluşan eserde ayaklanmalar ve
çatışmaların devam ederken, aynı zamanda birbirlerine aşık iki gencin hikayesi
konu ediliyor.
Daha yakın zamanlarda, kendi yaşam deneyimlerine dayalı, A Shock To The Conscience adlı genç yetişkinlere yönelik kaleme aldığı yüksek aksiyonlu 17 yaşındaki bir Amerikalı’nın İspanya’ya değişim programıyla gitmesinin ardından İspanya kraliyet prensi,
Ssavaşların aksine, Soğuk
Savaşı yaşayan insanların akıbetleri asla bilinmiyor. Siyasi
manevraların, hileli ilişkilerin ve perde arkası suikastların bol
olduğu bir dönemde kaybolmuşlardı. Soğuk Savaş resmen bitmişti. Ama ondan
kurtulan bazı kişilerin , onların sessiz bir çaresizlikleri hiç bitmeyecek.A
Shock to the Conscience soğuk savaştaki kayıp ruhlardan
birinin hikayesini anlatıyor. Bu zorlayıcı hikayede, gerçek ve
kurgu karıştırılarak anlatılmıştır. Ama asıl soru, kurgunun ne zaman sona erdiği
ve gerçeğin nerede başladığıdır?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

